31 Temmuz 2025 Perşembe

Vespa GTS 300 ile İstanbuldan İsviçre Alplerine Yolculuk

Daha önce 150 cc Vespa ile tek başıma Italya, 250 cc Vespa ile 12 ülke 5500 km 2 arkadaş Avrupta gezisi yapmıştım. Bir süredir İsviçre odaklı bir gezi düşüncen vardı.  Bunu gerçekleştirmek için  Yunanistan üzerinden gemiyle İtalya oradan da İsviçreye bir rota planladık. Bende Vespa GTS 300, arkadaşımda da Triumph Scrambler 400 vardı.

Aslında plan Edirneden Avusturyaya trenle gidip oradan rota çizmekti fakat gitmek istediğimiz tarihlerdeki yol çalışması nedeneyile sefer iptal oldu. Zamanlama nedeniyle planı değiştirdik.

Hafta sonu sınır yoğunluğuna kalmamak için ilk önce Dedeağaça gitti. 2 gün dedeağaçta uzaktan çalıştık. Cuma günü mesai sonrası Igumenitsaya doğru yola koyulduk. Asıl yolculuk buradan başladı diyebiliriz.

26 Haziranda Dedeağaçtan sürmeye başladık. Ücretsiz yolları tercih ettik. Geceyi Katachas-Yunanistanda geçirdik. Ertesi günde Metoradan geçerek Igumenitsaya geçtik.

Yolda yağmura yakalandık. Bir yere sığını yağmur azaltığında otele doğruı yola çıktık. Fakat şimşekler çakmaya başladı. O sırada kameram açıktı. Biraz korksak da güzel bir anı oldu. Şimşekler altında 20 dk sürdük. Alttaki linke tıklayarak instagrama koyduğum şimşek kesitlerini görebilirsiniz.

VIDEO İÇİN TIKLAYINIZ

Meteora güzel bir yer. Tavsiye ederim Biz gittiğimizde hava sıcaktı daha çok tur otobüsleri vardı ama sakindi.


Meteora



Feribot beklerken





28 i akşamı Feribotla Anconaya geçtik. Tabi bu yolculuk bir gününüzün gemide geçmesine sebep oluyor. Gecikmelerde oldu. Ertesi gün 16 da feribottan indik. Bir gecede Ancona da konakladık. Vapura yakın otoparkı olan bir otel bulduk. Feribotta uyumak herkes için rahat olmayabiliyor o yüzden neredeyse bir gün süren yolculuk sonrası otelde dinlenerek yola devam etmek istedik.

Daha önce de bu yolları geçtiğimiz için aslında yolculuğun sıkıcı kısmı bu diyebiliriz bizim için. 

Otellerde baktığımız detay, bize ya da ertesi gün rotamıza ne kadar yakın , kahvaltı olmalı, 2 ayrı yatak olmalı. 

30 u sabahı İtalyada bulunan Garda Gölüne doğru yola çıktı. Yine ücretli yolları kullanmak istemedik. Biraz da süpriz olsun dedilk.  İzlediğimiz rota şu şekildeydi.



Yol başlarda sıkıcı geçsede Garda gölüne yaklaştıkça güzelleşti. Üzüm bağlarından, şarap evlerinden, akarsuların aktığı vadilerden geçerek Garda Gölüne vardık. Bu güzergah üzerinde Veronaya bağlı Dolce bölgesinden
özellikle geçtiğiniden emin olun. 



Garda gölünde kalcağımız otele vardığımızda artık akşam olmuştu. 2 gece Garda da geçirip, gölün de nimetlerinden faydalanıp İsviçre alplerine gidelim dedik.

Garda gölü çok güzeldi. Tertemiz berrak suları, kendine has koya benzer plajları, italyan mıtfağı vs. biz 2 sap gittik ama romantik bir tatil için gitmek isteyenlere de tavsiye ederim. Ben de tekrar motorla olmasa da gitmedi düşünüyorum








2 Temmuzda Gardadan ayrılıp İsviçrede ilk duraklarımızdan Bernina Geçidi - Berninapass a doğru yola çıktık. Hep ücretsiz yolları tercih ettiğimiz için rota bizi hep dağ yollarına zirvelere götürüyordu. Mesela hiç planımızda olmayan Madonna di Campiglio yu bu şekilde gördük



Yine Passo Del Tonane de bu rotada karşımıza çıkan süprizlerden bir tanesi.





Yolda bir göl kenarında durup marketten aldığımız malzemeler ile yaptığımız sandviçimizi de yedik.Gölün adı Poschiavo. Bu konumda motorunuzu parketip çeşmeden soğuk su alıp, oturup dinlenebileceğiniz hatta İsviçrenin meşhur kırmızı trenlerini görebilirsiniz.  




Ve Bernina Pass







Ve Bernina Pass sonrası yine bir yağmur yakalandık ama yollarda güzel anlat biriktirmeye devam ediyorduk.




Yollardan bir fotoğraf. St Moritze tarafları.




Yolda durup otel araştırdık ve Cunter denilen bir yerde otel bularak oraya doğru devam ettik. Duyduğumuz bir yer olmasa da sornadan öğrendiğimiz burada bir kayak pisti var. Kışın çok fazla kar yağıyormuş. 



Otelim manzarasına karı bir fotoğraf.




Ertesi gün rotamı şu şekilde. Mesafe olarak kısa fakat gidip vakit geçirilecek ve biraz da yürülmesi gereken yerler vardı.




İlk durağımız İsviçrenin meşhur bazı viyadüklerini görmek. Biz Wiesener , Landwasser ve Schmittnertobel viyadüklerini hedefledik. Motorları parkedip 20 yürümeniz gerekir hepsini görmek için. Zaten hepsi bir arada sayılır.  Göreceğiniz manzaralar şu şekilde. 



Viyadükleri gezdikten sonra yine popüler yerlerden biri olan Caumasee ye gittik. Burada da motorları parketdip 15-30 dk yürüyerek asansör ya da yaya olarak göle iniyorsunuz. Göle giriş ücreli 20 Frank. Biz girdik. Gölde yüzdük ve biraz güneşlendik. Keyifli bir ortam vardı ve sakindi. Sanırım hafta içi diye az insan vardı.

Asansörden manzara


Göle giriş videosu :)





Göl keyfi sonrası Chur şehrinde otelimize doğru yola çıktı. Merkezde bir otelde kaldı. 


4 temmuz da rotamız alttaki gibi. Hedefimiz Ren Şelasine varmak. Arada da Seerenbach şelalesini görmek. Tabi yine yolda giderken güzel manzaralar ile gidiyoruz. Sağımızda solumuzda göller. Arada durup fotoğraf çekiyoruz.



Burası Obstalden denilen bir yer.



Seerenbach videosu




Seerenbach su seviyesi azdı ama manzaras çok güzeldi. Biz biraz bilmeden işaretleri de tam anlamadan çok yakınına kadar gittik ama motoru koyduğumzu yer özel bir araziymiş. Normalde aracı göl kenarına koyup yaraım saat yürümeniz gerekiyor.

Şelaleyi gördükten sonra göl kenarına indik. Bu göle giriş için para vermiyorsunuz :) Hatta insanların piknik yapmaları için bir kaç tane manga koymusşlar.Birileri mangal da yapıyordu. Biz de hazır göl bulmuşken girelim dedik. Burada da yüzdük ve kahvemizi demleyip keyif yaptık. Normalde böyle bir şey planlamıyorduk ama gölün ortamı bizi orada vakit geçirmeye zorladı. Gölün adı Walensee. 





 

Göl keyfinden sonra Ren Şelalesine doğru yola çıktık. Gölde plandan fazla zaman geçirdiğimiz için Ren Şelalesine yetişememe durumu vardu ki gittiğimizde bilet gişeleri arızalıydı. Son yarı msaat kalmıştı. Elden bilet satan bir yerde bulamadık. Ama sonra anladıkki arızadan dolayı kapıları açık bırakmışlar. Ücretsiz bir şekilde girdik içeri. Çok güzel bir şelale. Çok yakından görüp hissediyorsunuz.








Ren nehrini gördükten sonra, yine bir otel baktık. Bu sefer otelde bir sorun yaşadık. Gittiğimiz otelde kimse yoktu. Anahtarları koydukları kilitli dolaptada sorun vardı. Biz de rezervasyonu iptal edip Almanya sınırlarında başka bir otel bulduk. Otel bize yakında o yüzden rezervasyon yapmadan gidip bakalım dedik. Yer olunca orada ödeme yapıp kaldık. Otel adını hatırlamıyorum o yüzden.

Takvimler 5 temmuz. Yeni hedef  Fronalpstock. 


Fronalpstock gitmek için önce Brunnen şehrine gittik. En çok motorcuyu burada gördük diyebilirim. Yine göl kenalarında çok güzsel bir yer. Etrafı dağlar ile çevrili.




Burada otel ayarladık ve şansımızı deneyip erken checkin sorduk. Odaya eşyaları bırabilirsiniz, temizlendi ise de anahtarı alabilrisiniz dediler. Şans yüzümüze güldü ve oda temizlenmişti. Eşyaları bırakıp daha rahat kıyafetler ile Fronalpstock a gittik. Otel linki : https://www.booking.com/Share-7QatQU

Buraya gitmek için aracınızı parkedip teleferiğe biniyorsunuz. Biz yürümek istedik. Manzara görerek İsviçre ruhunu dibine kadar hissedelim dedik.3-4 saat çok zorlayıcı diyeceğim çünkü çok dik bir rotaydı ve sıcaktı bir yürüyüş sonrası zirveye vardık. Yürümeyi tavsiye etmiyorun en azından çıkarken :) İnerken rahat olsa da hem çıkarken hem de inerken çok gerekli değilmiş. Açıkçası kondüsyonu olan birisiyim. O kadar seyahat üstüne bu yürüyüş sağlam yordu ve beklendiğimiz gibi bir manzaralı yürüyüş olmadı. Yine de güzel bir meydam okumaydı diyebiliriz.
 
Zirve ise şu şekilde. Tabi ters ışığa yakalandık çok net görünmese de manzara muhteşem ve zirvede bir Restoran Cafe var. Zaman geçirebiliyorsunuz.






Çok yorucu bir günden sonra otele döndüğümüzde hava kararmıştı.  Ertesi günün planını yapıp uyuduk. otel linki : https://www.booking.com/Share-z48El56


6 temmzda hedefimiz  Stäubifall  ve Furka Pass.



İlk durak Stäubifall. Motorları parketip yarım saat yürüyorsunuz. Tabi yürürken şelaleyi gördüğünüz her açıda ne güzel diyorsunuz.  Manzara için BURAYA TIKLAYINIZ

Diğer bir video







Sonrasında herkesin hayallarindeki o yer. Meşhır otel önünde pozumuzu verdik. Videomuzu çektik.





Drone ile de çektiğim videoyu BURAYA TIKLAYARAK izleyebilirsiniz. İkinci bir videoyu da yine BURAYA TIKLAYARAK izleyerebilirsiniz.

Furkapassta otel önüne gelen kadar da kısa bir çekim videosu



Burada ayrıca bilinen buzullardan bir tanesi olan  Rhone Buzulu var. 10 dk yürüyerek bu manzarayı görebilirsiniz. 

Rhone Buzulu



Buzuldaki fotoğrafı çektiğimizde saat 19.30 du :) Otel araştırdık en yakın otel 40 dk mesafe. Yine akşama kaldı. Şansımıza yağmur da yağmaya başladı. Nedense akşama doğru hep yağmura yakalanıyorduk. Yağmuru görene kadar havsa güzeldi. Biz de az yağıyor, durur vs derken yağmurlukları giymedik. Hızlanan yağmurla güzel ıslanarak, karanlıkta otele vardık.  Otelimiz Göschenen bölgesindeydi ve çok şirin bir oteldi. Sabah da sisli bir manzarayla uyanmıştık. 


Sabah manzara




Otelden ayrılırken çektiğim kısa video



Yeni hedefimiz Triftbrücke, rotamız da şu şekilde. 


Sustenpassta çekim ve kahve molası.







Yine bizi güzel ve yorucu bir yürüyüş bekliyor. Bu sefer teleferiğe binelim dedi o da arızalıydı. Gerçi binsel de yolun yarısını götürüyormuş. 3-4 saat lik bir yürüyüşle bu manzaraya vardık. Manzara videosu için BURAYA TIKLAYINIZ. 


Triftbrücke sonrası otelimize gitmek üzere Iseltwalda yola çıktık. Ücretsiz yolları seçtiğimiz için çoğu zaman dağları aşarak yol yapıyoruz. Fakat bu seferki dağ yolu bizi çok soğuk, rüzgarlı ve yağmurlu karşıladı.

8 temmuz sabahı Iseltwald pozumuzu verdikten sonra rota Rosenlaui.




Rosenalui araçla rahatlıkla gidebileceğiniz bir yer. Iseltwalddan giderken de yine güzel manzaralar izleyerek gittik. Bir çok yerde adı şanı geçmeyen şelaleler de görebilitorsunuz yollarda.

Rosenlauiye vardıktan sonra biraz foto video çekip manzaraya karşı kahvemizi demledik.





Ertesi gün Zermat a gitmeyi planladığımız için, Zermata yaklaşacak şekilde bir otel arayışına girdik. Fiesch bölgesinde bir otele gittik. Otel Linki : https://www.booking.com/Share-yRFU7N

Yalnız bu sefer beklemediğimiz bir hava karşıladı bizi. Rota Grimsellpass tan geçiyor. Seyahat boyunca en rüzgarlı, soğuk havayı burada gördük. Yağmur ile başlayıp kara dönen bir hava, şiddetli bir rüzfar ve soğuk. Normalde durup fotoğraf video çekmemiz gerekiyordu ama kaçıp gittik desem yeridir. Kameramız açık olduğu için video çektik ama üşüdük gerçekten. 




Zermata gitmek için önce aracınızı Tasch adı verilen bir yere gidiyorusunuz. Orada araçları parkedip trenle önce Zermata geçiyorsunuz. Ya da 1 saat yürümeniz gerekiyor. Bu arada tren 100 Frank gibi bir fiyattı. Zermattan da zieveye çıkmak için yine teleferiklere biniyorsunuz. 200 Franka yakın para gidiyor. Bu paraları verince tobleron dağına karşı tobleron yiyebiliyorsunuz :) İşin şakası İsviçre tabi diğer ülkere göre pahalu ama bu Zermatt olayı gereksiz pahalı bir deneyim. Bir çok insan da sadece yürüyerek buralara gelebiliyor ama bütün gününüz gidebilir. Para kısmını saymazsak güzel deneyimdi. Ayrıca gittiğimiz en kalabalık yer burasıydı. Pahalı olmasına rağmen en çok turisti burada gördük.




Zermatı da gördükten sonra artık dönüş yoluna yavaştan geçiyorduk. Locarno da bir otele doğru yola çıktık. Burada 2 gece kaldık.  Otel Linki : https://www.booking.com/Share-iJKIwm8

Bu civarda da göreceğimiz yerler vardı. San Bernardino geçidi de bunlardan biriydi. Alttaki zirve pozumuzu verdikten sonra İsviçrenin popuper outleti olan FOX Town OUTLET e gittik. Burada biraz alış veriş yaptık. Fiyatlara çok yorum yapmayacağı,  İsviçre markaları genel olarak diğer ülklere göre yüksek. Biz Mammuttan outdoor ürünler aldık. %50 indirimli fiyatlarıyla .




11 temmuzda artık Anconaya feribota binmek üzere yola çıktı. Seyahat boyunca ücretli yolları kullanmamıştık. Bu sefer İsviçreyi geçer geçmez otobana girdik. İtalya otobanı çok yoğun fakat akııcı. Sadece benzinliklerde giriş çıkışlar kaynaklı yoğunluklar oluyor. Biz de emniyet şeridi ya da aralardan kaçarak trafiğe girmedik. İtalyanlar da aynısını yapıyordu :)


Gemiyle Yunana geçtikten sonra Igumenitsaya 1 saat mesafede Yanya diye bir yerde kaldık. Bölge güzel. Tarihi olan göl kenaları bir şehir. Kaldığımız otelde ucuza ve güzeldi. Ertesi gün artık Allah ne verdiyse sınıra doğru yola çıktık. Kavala da yemek molası verdik. Sınırda çok uzun sıra vardı. Biz en öne geçip işlemlerimizi yaptık. Bu arada Yunan otobanlarında da bazen sıra olabiliyor. Burada da öne geçip rica ederek sıraya takılmadan ilerledik. İnsanlar hoş görülüydü.

Bizim için sonları, birikmiş yorgunluklarla beraber biraz zor oldu fakat sağ sağlim bir sorun yaşamadan ülkemize vardık. Ben istanbula arkadaşım izmire doğru evimize gittik.

İsviçreyi herkes tavsiye ederim. Motorla gezmesenizde, oraya gidip araç kiralayarak gezmenizi öneririm. Avrupa ülkelerime göre daha pahalı olduğu bir gerçek ama otel fiyatlarında pek fark görmedik. Market ve yeme - içme olayları yerine göre %50-100 arası fark ediyordu.  Tren, teieferik gibi araçlar da biraz bütçenizi eritebilir. Ben tekrar motorla olmasa da gitmeyi düşünürüm.









27 Haziran 2019 Perşembe

250cc Vespa ile 5500 km Avrupa Turu - 12 Ülke




Merhabalar


2017 ağustos sonunda 150 cc ilk Vespa Primavera ile Yunanistan üzerinden İtalya’ya gidip gelmiştim. 8 gün - 3500 km süren bu maceradan 2 yıl sonra 5500 km ilk yeni bir maceraya giriştik.

İşimden dolayı uzun süreli izin almam sorun olduğu için, tüm haftayı kapsayan Ramazan Bayramını da fırsat bilerek 2 haftalık bir plan yapmaya başladım. Aklım uzak doğudaydı aslında ama hava koşullarının uygun olmayacağını gördüğümden dolayı motosiklet ile bir şeyler yapmaya karar verdim. 2 rota vardı aklımda. Güney İtalya ya da bir kaç avrupa ülkesini kapsayan bir tur.

Konuyu benimle aynı Vespa sahibi arkadaşım Ersin ile paylaştım. Daha önce İtalya' ya yaptığım yolculuğu da beraber yapacaktık ama iş değişikliği nedeniyle tek gitmiştim. Bu sefer o da bu maceraya dahil olmak istedi. Birlikte bir rota çizdik. Hedefimiz Viyana'ya gidip oradan Como Gölü, sonrasında da Venedik’i ziyaret etmekti. Dönüş yolunda da Hırvatistan ve  Arnavutluk’u gezip sonrasında 2-3 gün Yunanistan’ da deniz tatili yapmayı düşündük. Bu macera için 16 günümüz vardı.

Yolculuk sonunda gerçekleşen rotamız aşağıdaki gibi oldu. İşaretli alanlarlar kaldığımız ve belli bir süre harcayarak gezdiğimiz yerleri ifade ediyor.


Rotamız


Kabaca rotamız belli olunca vize işlemlerine başladık. Rotamız Bulgaristan’dan başlasa da
vizeyi Yunanistan’dan aldık. Sınırda bununla ilgili bir sorun çıkmadı. Sorun olabilir diyenler oluyordu ama biz sorun yaşamadık.

Yola çıkmadan motorlara sticker arayışına girdik. Bize özel bir karakter aradık. Biraz esprili de olması açısından Vecihi de karar kaldık. Vecihi - Panic In The Sky resimlerimizi yapıştırıp yola çıktık.


Sticker resmi ve motor üzerindeki resmi.


Vecihi Sticker





1. Gün -Filibe ( Bulgaristan ) - 417 km

Cuma günü saat öğleden sonra buluşup yola çıktık. Hedefimiz sınırı geçip, Filibe – Bulgaristan’da konaklamaktı.

Sınırda sıra yoktu. Rahat rahat işlemlerimizi yaptık. Bulgar polisi çok sıcakkanlıydı. Sanırım karşılaştığımız en güleryüzlü ve samimi sınır polisi Bulgar oldu. Çok da iyi Türkçe konuşuyordu.

Sınır sonrası bizim için biraz sancılı oldu çünkü sınırı geçtikten sonra yağmura yakalandık. Hava da kısmen soğuktu. Ersin sağolsun tedbirsiz gelmiş, yağmurluk yoktu yanında. Güzel bir ıslandı ve çok üşüdü. Bunu yazmama muhtemelen kızacak :) Benzinlikte durduk, ıslak kıyafetleri değiştirdik ve yola devam ettik. Yağmur az da olsa yağmaya devam ediyordu ama akşam olduğu için artık yerleşebileceğimiz bir yer bulmamız gerekiyordu. Fakat bir sorunumuz vardı, kalacağımız yer belli değildi :) .  İnternetimiz olduğu için yolda giderken bir yer buluruz diye düşündük. Bulgaristan'da Airbnb de ilan veren kişiler sağolsunlar cevap vermediler :). Yağmurda ıslanmış biraz da üşüyerek otel aradık ve en yakın bulduğumuz otele yerleştik. Sonrasında da aç olduğumuz için yiyecek birşeyler aradık. Saat 11 olduğu için yer bulmak zordu. Cebimizde de sadece euro ve kredi kartı vardı. Bir yer bulduk, euro kabul ederim ama 1 euro = 1 leva dedi. (Normalde 1 euro = 2 leva) Kabul etmedik tabiki ve kredi kartı kabul eden Mc Donalds ta akşam yemeğimizi yedik.



2.Gün – Sofya (Bulgaristan) – Niş (Sırbistan) - 320 km

Yağmurlu hava ve gece euro konusunda yaşadığımız muamele bizi erken kalkıp Filibeden uzaklaşmaya itti. Amacımız Sofya ve sınırı geçip Niş’ e gitmekti.

8 gibi yola çıktık ve Sofya’ ya vardık. Google ve Tripadvisor' dan çevrede neler var araştırıp gezdik. Yemek yedikten sonra Sırbistan'a doğru yola koyulduk.


Sofya


Sırbistan sınırı da sakindi. Yalnız buradaki görevli sıcak kanlı değildi :) Baştan ciddi, sinirli bir ifade ile karşılaştık.  Ben de üzerine biraz sakarlık sergiledim. Magnet ile tutturdukları lambayı düşürdüm. Kırdım zannettim ama magnet olduğunu görünce rahatladım. Polis kızdı haliyle. Sonra motordan inerken tekrar kolum çarptı ve düşürdüm. Yine bir şeyler söyledi. Ama yetmedi tekrar düşürdüm. Sonun da adam da gülmeye başladı :) Neyseki benim geçmeme de izin verdi :) Akşam 8 gibi Nişe vardık. 1 gün önce ayarladığımız Airbnb evine yerleştik. Niş güzel, genç bir şehir. Akşam biraz gezdik ve tesadüfen gördüğümüz Vespa Bar da oturarak bir şeyler içtik. Sonrasında bir sonraki planımızı uygulamak üzere evimize döndük.

Sırbistan'a Giderken


3. ve 4. Gün - Belgrad - Budapeşte - 610 km

Biraz gözü kararttık. Hedef Belgrad ve Budapeşte.

8 gibi yola çıktık. Belgrada vardığımızda bir alışveriş merkezinin kaldırımına motorları parkettik. Çevreyi bilmediğimizden parkedilmiş motor görünce biz de yanına koyduk ama gezerken motorların parkedebileceği yerler olduğunu da farkettik. Belgrad'da fazla oyanlanmadık. Belgrad kalesi ve çevresini gezdik. Bizim tarihimizde de yeri olan bir şehir. Kale içinde de Osmanlıdan izler görebilirsiniz. Yemeğimizi yedikten sonra Budapeşte' ye yola koyulduk.

Belgrad kalesi duvarlarına bitişik toprak tenis kortunu görünce şaşırdım. Böyle bir alanı, tarihi bir yerde insanlara ayırmaları güzel bir şey. Keşke oynama fırsatım olsaydı dedim kendi kendime. 




Budapeşte,  Bulgaristan ve Belgrad’dan sonra bize  Avrupa buymuş dedirtti. Hamamları ile ünlüydü. 2 gece burada kalmaya karar verdik. Hamama gidip kendimizse gelelim dedik. 3 günlük yol yorgunluğunu böylelikle gidermeyi düşündük. Sınırda bir sorunla karşılaşmadık, sıra yoktu, rahat rahat işlemlerimizi yaptık.

Budapeşte mimari yapısıyla beni hayran bıraktı. Bina görmeye bir daha hiç bir yere gitmem lafımı bana yedirdi diyebilirim. Hamam da eğlenceliydi,  kesinlikle gidin. Açık- kapalı havuzları, saunaları, soğuk su havuzları vs. hem eğlendik, hem de rahatladık. Tabi biz biraz sezon dışında gittiğimiz için, her yerde sakin bir ortam ile karşılaşıyorduk. Siz gidip de kalabalıktan muzdarip alabilirsiniz. Normalde iğne atsan yere düşmüyor diyorlar.


Kahramanlar Meydanı


Hamam

5. ve 6. gün - Viyana - 245 km

Öncekilere göre kısa bir yol. Macaristan ve Avusturya Schengen ülkeri olduğu için sınır kontrollerine girmedik. Sınırda sadece bir kaç polis araçları durdurmadan uzaktan izliyorlardı. Onun dışında gişe vs yoktu.

Öğlen 2 gibi konaklayacağımız eve vardık. Tarihi bir evde kaldık. Ev sahibi Türktü. Bizi güzel karşıladı ve yardımcı oldu.

Viyana tarihimizde de önemli bir yere sahip olduğu için gitmeye karar verdiğimiz bir ülke oldu. Budapeşteyi çok beğenmiştik. Viyana mimari yapısı ile Budapeşteyi geride bıraktı. Tabi kalma, yeme, içme maliyetlerimizi de 2 ye katladı :). Şinitzel gerçekten güzeldi. Yediğimiz şeyler genel olarak çok başarılıydı. Viyanada yaşayan arkadaşımız Gizemin de yönlendirmeleri de güzel şeyler yememizde etkili oldu.

Normalde Viyana da 1 gece kalacaktık ama Gizem sağolsun bize bir kaç öneride bulundu. Biz de 1 gece daha kaldık. Tuna nehri kıyısında yüzülebilen bir yere gittik. Piknik yapıp, flamingo ve balıkların olduğu bir ortamda yüzdük. Su pis görünebilir ama girince öyle hissetirmedi. Bulanık olmasına rağmen yine de girdik ve yüzdük. Ortam yine sakindi. Yaşlı amcalar ve teyzeler ile yüzüp sonrasında şehri gezmeye devam ettik. Bu alana girmek için 6 euro ödemiştik.

Viyana'da çok sayıda vespa motosiklet ile karşılaştık. Bizim vakit geçirdiğimiz yerlerde motorların yarısı Vespa idi.


Viyana da Vespalar

Saray Bahçesi

Tuna Nehri
Viyana'nın en güzel yanlarından biri her yerde temiz, soğuk içme suyu bulabiliyorsunuz. Bir restorana gittiğinizde de suyu çeşmeden isteyip bedava içebiliyorsunuz.




7.gün - Hallstatt - Fischbachau (Almanya) - 400 km

Gezinin en güzel rotalarındandı. Hallstatt’a giderken geçtiğimiz yollar ve köyler bizi adeta büyüledi. Arada durup çekim yaptık. 


Hallstatta giderken - Altta Drone ile çekilmiş versiyon

Hallstatt’a  vardığımızda öncesinde gördüğümüz yerlerden dolayı pek etkilenmedik diyebilirim:). Hallstatt kalabalık bir yer. Gerçekten de çok güzel ama kalabalık olunca güzelliklerinin farkına varamıyorsunuz. Hızlıca gezdik zaten küçük bir alan. Çok güzel bir tatlı börek yedik. Motorla da biraz etrafını dolaştık. Aslında vakitiniz olsa trekking yapabileceğiniz yerler var. Bizim çok vaktimiz olmadığı için motorla çevresini turlayıp geri döndük.


Hallstatt



Hallstatt’tan ayrılırken aniden yağmur başladı. Bu sefer Ersin'e de yolda yağmurluk aldığımız için daha az etkilendik. Rota bizi yüksek yerlere götürdü ki çok güzel manzaralar ile karşılaştık. Bu manzaralar sağolsun bize mola verdirip çekim yapmaya mecbur bırakıyordu. O yüzden de sonraki noktalara geç gidiyorduk :)



Hallstatt - Almanya Yollarında

Nitekim Neuschwanstein Şatosu yakınlarına gitmek istersen gidemedik. Yolda yine yağmura yakalandık ve güzelce ıslandık. Yağmurluk da bir yere kadar :) Islak ve üşümüş bir halde airbnbden yakınlarda bir köy evi bulup oraya gittik. Allahtan hızlı cevap verdiler. Çok güzel bir köyde, güzel bir köy evinde konakladık. Duşumuzu alıp dinlendikten sonra ertesi günün planını yapmaya başladık.


Ertesi gün plan,  Neuschwanstein şatosunu gezip sonrasında Como gölüne gitmek. 470 km lik ama dolambaçlı bir rotamız vardı.




8. ve 9. Gün - Neuschwanstein Şatosu ve Como Gölü (İtalya)

Kaldığımız köy evinden 7 gibi kalkıp, yakınlarda bulunan bir kafede güzel bir kahvaltı ettik. Şu ana kadar en doyurucu kahvaltımızdı ve gerçekten kahvaltıya benziyordu :) Peyniri, salamı, balı, tereyağı, yumurtasıyla bizim kahvaltımıza yakındı. 

Karnımızı doyurmanın da moraliyle yola koyulduk. Neuschwanstein şatosuna gittik. Şatonun içine girmeden çevresini gezip sonrasında yüksek bir tepeye çıkarak yukaradan manzarasını izledik. İçine girmek için belli saatlerde turlar vardı. 2 saat turu beklemek yerine bu şekilde yapmayı tercih ettik. Drone uçurmak yasak olduğu için planladığım çekimleri yapamadım ama yine de tatmin edici manzalar vardı. Şato da tek başına görsel olarak güzeldi. 


Şato


Yükseklerden Manzara

Şatoyu gezdikten sonra Como Gölü' ne doğru yol çıktık. Bizi uzun bir yol bekliyordu. Tercih ettiğimiz güzergahta ücretli yolları hariç tuttuk. İsviçre üzerinden bir rota çıktı. Bu rotada gördüğümüz manzaralar şu ana kadar gördüklerimiz arasında en iyisiyldi. 1500 metre yüksekte sağımızda solumuzda karlı dağlar, göller ve akarsuların yanından geçtik. Yine dayanamayıp durup çekim yaptık. Biraz üşüdük çünkü çok rüzgar vardı. Ama güzeldi yinede. Aslında 1-2 gece kalsak iyi olurmuş. 

İsviçre Yolları - Como' ya giderken

1500 metrede göl

Ersinle birlikte


İtalya sınırına geldiğimizde, sınır köyünde alttaki gibi bir şelale ile karşılaştık. Burada da biraz oyalanıp Como Gölünde ayarladığımız eve doğru yola çıktık.




Eve vardığımızda hava karanlıktı. Biraz dinlenip, çevrede pizza yapan bir bara gittik. Kaldığımız ev de bir köy eviyidi. Köydeki tek bar o saatte yemek hizmeti veren tek yerdi. Pizzamızı yedikten sonra eve dönüp ertesi günün planını yaptık.

Como Gölünü gezerken ev sahibinin önerilerini dinledik. Yemek önerdiği bir yer çok kötü çıktı. Daha doğrusu damak tadımıza hiç uygun değildi. Como gölü tahminimizden büyüktü ve gezmesi de uzun sürdü. Bir de üzerine gelmişken gölde yüzelim dediğimizden saat geç oldu. Bir gece daha kalıp erkenden yola çıkmaya karar verdik. Normalde öğleden sonra işimizi bitirip Venedik' e geçmeyi planlıyorduk.

Como Gölü, Hallstatt ve İsviçre yollarından sonra bizim beklentilerimizin altında kaldı. Çok büyük bir göl. Etrafında farklı yerleşimler var, gölde yüzebiliyorsunuz. Tamamen gezmek için 2-3 güne ihtiyacınız olabilir. Kışın da gitmek lazım. Etrafındaki dağlar ile çok güzel bir manzarası olur.


Como Manzara 

Yemekten dönerken inekler yolumuzu kesti :)
Gölün farklı yerlerine feribotlar ile geçebiliyorsunuz
Gölde yüzdükten sonra.
10. Gün Venedik - 355 km

İtalya da sağolsunlar otobanlarda çok para aldıklarından ücretsiz yollardan Venedik' e gitmeye karar verdik. 5-6 saat sonunda kalacağımız yere varıp yerleştik. Venedik' i 4-5 saat gezip, yemeğimizi de yedikten sonra tekrar otele döndük. Venedik 1 günde rahatlıkla gezilebilecek bir yer. Fazlası bana göre gereksiz. Bir yerden sonra aynı şeyleri tekrar ediyor gibisiniz .Her sokak bir yerden sonra birbirine benziyor.

Venedik' i bazı arkadaşlar tavsiye etmiyordu ama biz beğendik. Sadece çok kalabalıktı ki biz sakin bir zamanda gittik. Kalabalık hali korkunçtur muhtemelen.
Venedik ilk poz

Venedik kanolar


11.Gün Plitvice Gölleri - 360 km

Turumuzda büyük beklentiler içerisinde olduğumuz Plitvice Göllerine yola koyulduk. Hırvatlar diğer Schengen ülkerlerinden farklı olarak sınırda bizi kontrolden geçirdi. Sıra yoktu, hızlı bir şekilde işlemleri yapıp yola devam ettik. Plitvice gölleri yakınında bir köy evinde kaldık. Eşyalarımızı yerleştirip göle gittik ve  20 euro para vererek çevresini gezdik. Drone uçurmak yasaktı burada da. Çok geniş bir alana yayılmış bir park. Çok güzel ama internette drone ile çekilmiş o manzarayı göremiyorsunuz. Parça parça görebiliyorsunuz. Kötü yanı ise yüzmek  yasak.

Yüzmek yasak olduğu için biz parkı gezip, park dışında yüzecek bir yer aradık. İnternetten de bakarak bir köyde girildiğini gördük. O köye gidip yerel bir teyzenin de yardımıyla nehirde suya girilebilecek bir yer bulduk. Sıcaktan biraz bunalmıştık artık. Su bize çok iyi geldi. Biraz soğuktu, gerçi teyze de uyarmıştı ama abartı bir soğuğu yoktu. Daha sonra gideceğimiz Izvor Cetinenin yanına yaklaşamaz bu konuda :)  Yüzme faslı bitince köy evine dönüp dinlenmeye geçtik.


Plitvice Gölleri
Plitvice Gölleri
Park dışında bir köyde yüzdük
Yüzdüğümüz köyden bir resim

12 ve 13. Gün Zlatni Rat - 400 km

Plitvice' de güzel ve sessiz bir ortamda dinlendikten sonra, Brac adasına yola koyulduk. Yol üzerinde de 2 yere uğrayacaktık.
İlk durağımız Željava Hava Üssü oldu.Burası eski Yugoslavya zamanından kalma, zamanında 6 milyar dolar harcanmış yer altı hava üssü.  Ersin gelmekte isteksiz olunca, ben de 15 dk fotoğraf çekelim o zaman döneriz dedim. Ama gidince 2-3 saat kaldık. Biraz tünellere girdik. Uzun uçak pistinde motor sürdük, fotoğraflar çektik. Eski bir uçak üzerinde ve içinde çekimler yaptık. Bizim için çok eğlenceli geçti.



Team Vecihi
Uçak üstünde uzun süre oyalamdık ve fotoğraf çektik. Tabi drone da kullandık.





Uçakta çekim yaparken Ersin'in aklına Vecihi etiketlerinden olsa da yapıştırsak fikri geldi. Ben de, çantada var diyince uçağa yapıştırmaya karar verdik. Normalde etiketlerden 2 tane almıştık. Bir tanesinde deformansyon var diye firma 2 tane daha göndermişti. Ben de fazla etiketleri yanıma almıştım. Aklımızda böyle bir plan yokken güzel bir tesadüf oldu. Vecihi ve uçak temasına da çok uydu. Videoya da kaydettik. Güzel bir anı oldu bizim için. Altta görüntüleri izleyebilirsiniz.




Hava üssünden sonra hedefimiz Izvor Cetine diye bir yer. Burada suyun yer yüzüne çıktığı bir nokta buluyordu. Böyle bir deneyim daha önce yaşamadığımız için ilgimizi çekmişti. Gittik ve iyi ki gitmişiz dedik. Biz giderken başka bir motosiklet ekibi vardı. Sonrasında 2 ayrı çift geldi ve fotoğraf çekip gittiler. Biz tabiki gelmişken buz gibi suya girmeden olmaz dedik ve suya girdik. Benim şu ana kadar girdiğim en soğuk suydu. Karlı, buzlu ortamlarda daha soğukları muhakkak var ama bu mevsimde, bu sıcakta böyle bir soğuk su tecrübesi yaşamıştım. Bir süre ayak parmaklarım uyuştu :) Su tertemiz olduğu için şişelerimizi de doldurduk. 1 saat vakit geçirdikten sonra yola devam ettik.


Izvor Cetine

Suya girerken :) Altta da filtresiz drone çekimi.
Gerçi tüm resim ve videoları ham haliyle paylaştım




Amacımız Krka Ulusal Parkına gitmekti ama İzvor Çetine ve Plitviceden sonra vazgeçtik. 20 euro ödemek de istemedik açıkçası :) Brac adasına gitmek üzere Splite gidip feribot ile adaya geçiş yaptık.

Brac adası, Zlatni Rat plajının olduğu ada. Adada biraz yükseklerde eski bir taş evde kaldık. 2 gece geçirdik. Sezon tam açılmadığı için sakin bir ortamda plajda vakit geçirdik. Su çok temizdi ve sıcaklığı da çok güzeldi.



14. Gün - Dubrovnik - 230 km

Hedefimiz, Bosna Hersekteki Kravice Şelalesini ziyaret edip Dubrovnik te akşam konaklamaktı.  Gerçi Hırvatistan-Bosna-Hırvatistan-Bosna-Hırvatistan şeklinde sınırlardan 2-3 kere geçsek de amacımıza ulaştık

Kravice şelalesi daha önce de gittiğim büyük, yüzülebilen ve güzel bir ortamı olan bir şelale. Buralara kadar gelmişken gitmemek olmazdı. İyiki de gitmişiz. Serin sularında yüzüp, keyif yaptık. Akşam saatlerinde Dubronik e geçtik.


Kravice Şelalesi drone çekimi


Dubrovnik eski şehrini akşam gezdik. Daha önce Kotoru görmüş biri olarak, Dubrovnik eski şehri Kotor dan çok daha büyüleciydi. Zaten bundan dolayı da Kotora gitmekten vazgeçtik.


Dubrovnijk Old Town
Eski Yugoslav ülkelerinin olmazsa olmazı. Basketbol




15.Gün Selanik - 680 km

Dubronik'ten sonra artık eve dönüşü gerçekleştirmeye karar verdik. Aslında Arnavutluk'ta da görmek istediğimiz yerler vardı ama artık Cuma gününe gelmiştik. Pazartesi iş günü olduğundan kendimize evimizde 1 gün dinlenmek için zaman ayıralım dedik.

Selanik ortada kalan bir noktaydı. Atatürk' ün evi, yunan deniz ürünleri de tabi tercihimizde etkili oldu. Geziyi güzel bir yemek ile tamamlayalım dedik :) Akşam 9 gibi kalacağımız eve vardık. Sonrasında bir meyhane araştırıp deniz ürünleri yedik. Yunanları lezzet ve porsiyon konusunda tekrar takdir ettik. Karnımızı doyurduktan sonra ertesi günün planını yapıp dinlenmeye geçtik.

16. Gün İstanbul - 620 km

Sabah 9 gibi kalkıp önce bir börekçide kahvaltı ettik. Sonrasında Atamızın evini de ziyaret ettik.

 Eve dönüş öncesi uğrayacağımız bir yer kaldı. Kavala kurabiyecisi. Daha önce lezzetinden memnun kaldığımız yere gitti. Hava biraz sıcaktı, daha doğrusu çok sıcaktı . Ama bir anda bozdu ve dolu yağmaya başladı. O sırada tünellerden geçiyorduk ve bir tanesine sığındık. Bizim dışımızda arabalarda tünellere sığındı. Kısa süre sonra dolu kesildi ve yola devam ettik. Kavalaya uğrayıp kurabiyelerimizi aldık ve oyalanmadan yola devam ettik

Sınırda pek sıra yoktu ama hava yine bozmaya başladı. Çok sıra olmamasına rağmen biz yağmurun da etkisiyle önlere geçtik.  Ama yurdum polisi sağolsun bize işlem yapmadı ve bekletti. Tabi bunda diğer motorcuların da payı var. Motorcular genel olarak sıraya geçmediği için sıra bekleyenler şikayet ediyor. Polis de bizi bekletti kısmen haklı olarak. Ama yağmur yağıyor diye ısrar edince bir kaç kişiden sonra işlem  yaptı.

Önümüzde eve gitmek için hala 300 km lik bir yol vardı. Bunu da kazasız belasız atlattıktan sonra evlerimize vardık.


Vespa GTS 300 ile İstanbuldan İsviçre Alplerine Yolculuk

Daha önce 150 cc Vespa ile tek başıma Italya, 250 cc Vespa ile 12 ülke 5500 km 2 arkadaş Avrupta gezisi yapmıştım. Bir süredir İsviçre odakl...